Yöntemler · Duyarlılık
Sobol Duyarlılık İndeksleri (Sobol Variance-Based Sensitivity Analysis)
Bir karar sonucundaki değişkenliğin ne kadarının hangi etkenden geldiğini, etkenlerin tek başına mı yoksa birbirleriyle birlikte mi etkidiğini de ayırarak yüzde yüze tamamlanan paylara bölen bir duyarlılık yöntemidir.
Temel yöntemin veri türü: Kesin (Classical)
Yöntem Nedir?
Bir karar sonucu (örneğin bir seçeneğin puanı) birden çok belirsiz etkenden (kriter ağırlıkları, uzman puanları) etkilenir. Sobol duyarlılık indeksleri, sonuçtaki toplam değişkenliği (varyansı) bu etkenlere pay eder: her etkenin tek başına ne kadar sorumlu olduğunu (birinci derece indeks) ve etkileşimleriyle birlikte toplamda ne kadar sorumlu olduğunu (toplam etki indeksi) hesaplar. Morris taramasından farkı, kaba bir sıralama değil, toplamı bire tamamlanan (etkileşim yoksa) kesin yüzdeler vermesidir. Sobol tarafından 1993'te tanıtılmış, Saltelli ve arkadaşları tarafından pratikte kullanılabilir tahmin yöntemleriyle geliştirilmiştir.
Yöntemin Felsefesi
Sobol'ün arkasındaki fikir, belirsizliği bir pasta gibi düşünmektir: sonuçtaki toplam değişkenlik sabit bir büyüklüktür ve bu pasta etkenler arasında paylaştırılabilir. Bir etkenin payı büyükse, o etkeni daha iyi ölçmek ya da daha dikkatli belirlemek sonucu en çok değiştirecek olandır. Morris'ten farklı olarak burada eleme değil, tam bir muhasebe yapılır: her etkenin tek başına payı ve başka etkenlerle birlikte oluşturduğu ek pay ayrı ayrı hesaplanır. Felsefi sonucu şudur: yöntem hangi etkenin "önemli" olduğunu söylemekle kalmaz, o önemin ne kadarının etkenin kendisinden, ne kadarının başka etkenlerle etkileşiminden geldiğini de ayırır.
Yöntem Nasıl Çalışır?
Yöntem üç adımda ilerler; hepsi karar modelinin çok sayıda rastgele girdiyle tekrar tekrar çalıştırılmasına dayanır.
Birinci adım, örnekleme. İncelenecek her etken için bir olasılık dağılımı belirlenir (örneğin kriter ağırlıkları için Dirichlet dağılımı, toplamı bir olacak biçimde rastgele ağırlık takımları üretir). Birbirinden bağımsız iki büyük örneklem kümesi (A ve B) çekilir.
İkinci adım, karışık örneklemler. Her etken için, A kümesinin o tek etkenini B kümesinden alarak yeni bir karışık örneklem kümesi kurulur. Böylece her etkenin "diğerleri sabitken tek başına değiştirilmiş" hâli oluşturulmuş olur. Karar modeli, A, B ve bütün karışık kümelerdeki her noktada çalıştırılır.
Üçüncü adım, iki indeks. A, B ve karışık kümelerin çıktıları karşılaştırılarak her etken için iki sayı hesaplanır: birinci derece indeks (o etkenin tek başına, diğerleriyle etkileşime girmeden açıkladığı varyans payı) ve toplam etki indeksi (o etkenin tek başına ve bütün etkileşimleriyle birlikte açıkladığı toplam pay). İkisi arasındaki fark, o etkenin başka etkenlerle etkileşiminden gelen payı gösterir.
Adımların formülleri (Jansen tahmin edicileri) DecisionMind'daki yöntem sayfasında verilir; bu kart formül taşımaz.
Çıktı Nasıl Yorumlanır?
Birinci derece indeks, bir etkeni tek başına iyice bilmenin sonuçtaki belirsizliği ne kadar azaltacağını gösterir; sıfıra yakınsa o etkeni tek başına netleştirmek işe yaramaz. Toplam etki indeksi, o etkenin hiç değiştirilmemesi (sabit tutulması) durumunda kaybolacak toplam varyans payını gösterir; sıfıra yakınsa o etken güvenle sabitlenebilir. İki indeks arasındaki fark büyükse, o etken başka etkenlerle güçlü biçimde etkileşim hâlindedir ve tek başına yorumlanamaz. Birinci derece indekslerin toplamı bire yakınsa etkenler birbirinden bağımsız çalışıyor demektir; toplam belirgin biçimde birden küçükse, aradaki fark etkileşimlerden gelir. Hiçbir indeks "bu etken sonucu şu yönde değiştirir" demez; yalnız değişkenlikteki payı gösterir. Bu nedenle:
"Sobol analizi C2 ağırlığının sonucu belirlediğini gösterdi"
yerine:
"C2 ağırlığındaki belirsizlik, toplam sonuç değişkenliğinin yaklaşık şu kadarından sorumludur; kalan pay diğer etkenlerden ve etkileşimlerden gelmektedir"
biçiminde yazmak doğrudur.
Veri Türü ve Girdiler
Sobol duyarlılık indeksleri kesin veriyle çalışır ve kendi başına bir karar tablosuna ihtiyaç duymaz; bir ev sahibi karar modeline ihtiyaç duyar. Girdi olarak her etken için bir olasılık dağılımı (kriter ağırlıkları için genelde Dirichlet), örneklem büyüklüğü (birkaç yüzün üzeri önerilir) ve etkenlerin birbirinden bağımsız olduğu varsayımı gerekir. DecisionMind'da bu yöntemin bir uzantısı yoktur; çok sayıda etken varsa önce Morris taramasıyla önemsiz etkenler elenir, kalanlar Sobol ile ayrıntılı incelenir.
Ne Zaman Kullanılır, Ne Zaman Kullanılmaz?
Etkenlerin kesin katkı yüzdeleri gerekiyorsa, özellikle etkileşimlerin de ayrıştırılması isteniyorsa Sobol tam yerindedir. Ayrıca hangi etkeni daha iyi ölçmenin ya da netleştirmenin en çok fayda sağlayacağına karar vermek için de kullanılır.
Kullanılmaması gereken durumlar şunlardır. Etken sayısı çoksa (onlarca) ve hesaplama bütçesi kısıtlıysa Sobol yerine önce Morris taraması yapılıp etken sayısı azaltılmalıdır; Sobol'ün örneklem ihtiyacı etken sayısıyla birlikte hızla büyür. Etkenler birbirinden bağımsız değilse (biri değişince diğeri zorunlu olarak değişiyorsa) standart Sobol tahminleri yanıltıcı olabilir; bu durumda bağımlı etkenler için özel yöntemler gerekir. Yalnız sıralamanın bozulup bozulmadığı (kazananın değişip değişmediği) soruluyorsa, tam varyans ayrıştırması yerine ağırlık duyarlılık analizi daha basit ve yeterli bir araçtır.
Kesin katkı yüzdeleri ve etkileşim payları gerekiyor → Sobol duyarlılık indeksleri
Çok sayıda etken var, önce kaba eleme yapılacak → Morris tarama
Yalnız kazananın devrilip devrilmediği soruluyor → Ağırlık Duyarlılık Analizi
İki sıranın birbirine benzerliği ölçülüyor → Spearman Sıra Korelasyonu
Güçlü Yanları
Sobol'ün en büyük gücü, sonuçtaki belirsizliği eksiksiz bir muhasebeyle etkenlere pay etmesidir; birinci derece ve toplam etki indeksleri birlikte, hem tek başına önemi hem etkileşim payını gösterir. Etken dağılımları hakkında güçlü varsayımlar gerektirmez, herhangi bir olasılık dağılımıyla çalışabilir. Karar modelinin içine bakmaz, yalnız girdi çıktı ilişkisini örnekleyerek çalışır; bu yüzden herhangi bir ev sahibi yönteme (ağırlıklı toplam, TOPSIS, VIKOR) uygulanabilir.
Zayıf Yanları
Sınırlılıkları hesap yükünden ve varsayımlardan doğar. Güvenilir tahminler için gereken örneklem büyüklüğü, etken sayısıyla birlikte hızla büyür; yüzlerce örneklemin altında tahminler kararsızdır (Saltelli, Annoni, Azzini, Campolongo, Ratto ve Tarantola, 2010). Etkenlerin birbirinden bağımsız olduğu varsayılır; kriter ağırlıkları gibi toplamı sabit (bire tamamlanan) etkenlerde bu bağımsızlık tam sağlanamaz ve dolaylı yollarla (modelin içinde yeniden ölçeklenerek) ele alınması gerekir. Birinci derece indekslerin toplamı, güçlü etkileşim varsa birden belirgin biçimde küçük çıkar ve bu fark yalnız toplam etki indeksleriyle birlikte yorumlanabilir. Son olarak yöntem, sıralama gibi kesikli (ordinal) çıktılara doğrudan uygulanmaz; puan ya da başka sürekli bir çıktı üzerinden çalıştırılmalıdır.
Sık Yapılan Hatalar
En sık hata, örneklem büyüklüğünü çok küçük tutup (birkaç yüzün altında) indeksleri kesinmiş gibi raporlamaktır; küçük örneklemde indeksler yörüngeden yörüngeye belirgin biçimde değişir. İkinci hata, birinci derece indekslerin toplamının bire eşit olmasını beklemek ve eşit çıkmayınca hesabı hatalı sanmaktır; toplam birden küçükse bu etkileşimlerin varlığını gösterir, hata değildir. Üçüncü hata, Sobol'ü doğrudan bir sıralamaya (kazanan kim) uygulamaktır; Sobol sürekli bir çıktı (puan, endeks) ister, sıralama için beklenen sıra ya da benzer bir dönüştürülmüş çıktı kullanılmalıdır. Dördüncü hata, toplam etki indeksi büyük ama birinci derece indeksi küçük çıkan bir etkeni "önemsiz" diye elemektir; bu fark, etkenin tek başına değil etkileşim yoluyla önemli olduğunu gösterir.
Temel ilke şudur:
Sobol indeksleri, sonuçtaki belirsizliğin kaynağını yüzdelerle gösterir; küçük bir birinci derece pay, o etkenin önemsiz olduğu değil, etkisinin başka etkenlerle iç içe geçtiği anlamına gelebilir.
Vakalar
Her vaka bir karar tablosuyla başlar, yöntemin bu tabloya ne yaptığını kelimeyle anlatır ve sonucun nasıl okunacağını gösterir. Birinci vaka DecisionMind'ın kendi kurduğu bir ağırlıklı toplam (WSM) örneği üzerinde Python ile hesaplanmış öğretici bir Sobol analizidir; DM3 manifestinde bu yöntem için sayısal bir karar tablosu bulunmadığından ("kendi başına bir karar matrisi yoktur" notu), örnek DecisionMind'ın kendi doğrulama hesabıdır ve Morris kartındaki örnekle aynı iki tedarikçi tablosunu kullanır. Diğer vakalar kurgudur.
1. Tedarik: Aynı iki tedarikçi örneğinde belirsizliğin kaynağının ayrıştırılması
Morris kartındaki tedarikçi örneği burada bir adım ileri götürülür. A1 ve A2 tedarikçileri, üç ölçütte (fiyat, teslim, kalite performansı) şu puanlara sahiptir:
| Tedarikçi | C1 (fiyat perf.) | C2 (teslim perf.) | C3 (kalite perf.) |
|---|---|---|---|
| A1 | 0,90 | 0,40 | 0,60 |
| A2 | 0,50 | 0,80 | 0,50 |
Ağırlıklar üç ham önem puanından (u1, u2, u3), 0 ile 1 arasında birbirinden bağımsız rastgele değerler olarak örneklenip toplamlarına bölünerek türetilmektedir. Çıktı olarak A1 ile A2 arasındaki puan farkı (Y = A1 puanı eksi A2 puanı) izlenmektedir; pozitifse A1 önde, negatifse A2 öndedir. İki bin rastgele örneklem çifti (A ve B kümeleri) ve üç karışık küme ile hesaplanan indeksler şöyledir:
| Etken | Birinci derece indeks | Toplam etki indeksi |
|---|---|---|
| u1 (fiyat önem puanı) | 0,389 | 0,402 |
| u2 (teslim önem puanı) | 0,558 | 0,563 |
| u3 (kalite önem puanı) | 0,00 | 0,067 |
Sonuç şöyle okunur. Puan farkındaki değişkenliğin en büyük payı (yaklaşık yüzde 56) teslim önem puanından gelir; bunun nedeni iki tedarikçinin teslim performansında en büyük farkı taşımasıdır (0,40'a karşı 0,80). Fiyat önem puanı da (yaklaşık yüzde 39) benzer büyüklükte bir farktan (0,90'a karşı 0,50) kaynaklanan büyük bir paya sahiptir. Kalite önem puanının birinci derece payı sıfıra yakındır, çünkü iki tedarikçi bu ölçütte birbirine yakındır (0,60'a karşı 0,50); ama toplam etki payı (yaklaşık yüzde 7) sıfırdan farklıdır, çünkü ağırlıkların toplamı sabit tutulduğundan kalite ağırlığındaki bir değişiklik, dolaylı olarak diğer iki ağırlığı da etkiler. Üç birinci derece indeksin toplamı (yaklaşık 0,95) tam bire ulaşmaz; aradaki fark, ağırlıkların birbirine bağımlı olmasından (toplamları hep bir olduğundan) doğan küçük bir etkileşim payıdır.
Ekip burada tereddüt eder: kalite performansının önem puanı, birinci derece payı sıfıra yakın çıktığı için "önemsiz" sanılabilir. Ama toplam etki payının sıfırdan farklı olması, kalite ağırlığının tek başına değil diğer iki ağırlıkla birlikte devreye girdiğini gösterir; bu ağırlık tamamen göz ardı edilirse dolaylı bir etki kaybedilmiş olur.
Raporda: "Puan farkındaki değişkenliğin yaklaşık yüzde 56'sı teslim önem puanından, yüzde 39'u fiyat önem puanından gelmektedir; kalite önem puanının tek başına payı küçüktür ama diğer ağırlıklarla birlikte yaklaşık yüzde 7'lik bir toplam etkisi vardır."
Kaynak: Bu tablo DecisionMind'ın kendi kurduğu, Python ile hesaplanmış öğretici bir örnektir (rastgele tohum sabitlenmiştir, yeniden üretilebilir); Sobol'ün (1993) ve Saltelli ve arkadaşlarının (2010) yöntemine dayanır ama makaledeki bir tablo değildir.
2. Enerji: Güneş paneli teknolojisi seçiminde belirsizlik kaynaklarının payı
Bir enerji şirketi üç güneş paneli teknolojisi arasında seçim yaparken dört ölçüt (verim, maliyet, dayanıklılık, kurulum kolaylığı) kullanmıştır. Ölçüt ağırlıkları henüz kesinleşmemiş, uzman görüşlerine göre bir aralıkta belirsizdir. Diyelim ki şirket Sobol analizi yaptırmış ve verim ağırlığının toplam etki payının yüzde 45, maliyet ağırlığının yüzde 30, dayanıklılık ve kurulum kolaylığının toplamda yüzde 25 çıktığını bulmuştur.
Şirket burada tereddüt eder: verim ağırlığının payı en yüksek olduğuna göre, kaynaklar önce bu ağırlığı netleştirmeye (örneğin daha fazla uzmana danışarak) ayrılmalıdır; maliyeti netleştirmek ikinci öncelik olmalıdır. Ama dayanıklılık ve kurulum kolaylığının payı düşük çıktığı için bu iki ölçütün ağırlığını tartışmaya daha az zaman ayrılabilir; bu, onların kararsız olduğu anlamına gelmez, yalnız sonucu daha az etkiledikleri anlamına gelir.
Raporda: "Sonuçtaki belirsizliğin yaklaşık yüzde 45'i verim ağırlığından, yüzde 30'u maliyet ağırlığından gelmektedir; ağırlık belirleme çalışmasının bu iki ölçüte yoğunlaştırılması önerilir."
3. Kamu: Toplu taşıma hattı önceliklendirmesinde ağırlık belirsizliğinin payı
Bir belediye, yeni otobüs hatlarını beş ölçütle (yolcu talebi, maliyet, mevcut hatlarla çakışma, çevresel etki, erişilebilirlik) önceliklendirmiştir. Ölçüt ağırlıkları meclis komisyonunda tartışmalı kalmıştır. Diyelim ki Sobol analizi, yolcu talebi ağırlığının toplam etki payının yüzde 50'nin üzerinde olduğunu, kalan dört ölçütün toplamda yüzde 50'nin altında kaldığını göstermiştir.
Komisyon burada tereddüt eder: tek bir ölçütün bu kadar baskın çıkması, önceliklendirmenin aslında dört ölçüt değil neredeyse tek ölçüte (yolcu talebine) dayandığı izlenimi verebilir. Bu durumda komisyon, ya yolcu talebi ağırlığını daha dikkatli ve tartışmalı biçimde belirlemeli ya da diğer ölçütlerin ağırlığını bilinçli olarak artırmalıdır.
Raporda: "Önceliklendirme sonucundaki belirsizliğin yarısından fazlası yolcu talebi ağırlığından gelmektedir; kalan dört ölçütün toplam etkisi bunun altındadır. Komisyonun ağırlık tartışmasını buna göre yönlendirmesi önerilir."
4. Yapılmaması Gereken
Birinci vakadaki tedarikçi örneğinde, üç birinci derece indeksin toplamının (0,95) tam bire ulaşmamasını "hesap hatası" sanıp indeksleri toplamı bire tamamlanacak biçimde yapay olarak ölçeklemek yapılmaması gereken bir şeydir; bu fark gerçek bir etkileşim sinyalidir, düzeltilecek bir hata değildir. İkinci yanlış, kalite önem puanının birinci derece payının sıfıra yakın çıkmasına bakıp bu ağırlığı sabit bir değere kilitlemek ve toplam etki payını hiç kontrol etmemektir; toplam etki payı sıfırdan farklı olduğu için bu ağırlık tamamen göz ardı edilemez. Üçüncü yanlış, iki bin örneklemle elde edilen indeksleri, örneklem sayısı yüze düşürülse de aynı kesinlikte çıkacakmış gibi raporlamaktır; örneklem küçüldükçe indekslerin güvenilirliği düşer.
Kaynaklar
Adımların formülleri ve ara tablolar için DecisionMind yöntem sayfası: decisionmind.app/library/sensitivity-sobol
Sobol', I. M. (1993). Sensitivity estimates for nonlinear mathematical models. Mathematical Modelling and Computational Experiment, 1, 407–414. (DOI yok)
Saltelli, A., Annoni, P., Azzini, I., Campolongo, F., Ratto, M., & Tarantola, S. (2010). Variance based sensitivity analysis of model output. Design and estimator for the total sensitivity index. Computer Physics Communications, 181(2), 259–270. DOI: 10.1016/j.cpc.2009.09.018
Homma, T., & Saltelli, A. (1996). Importance measures in global sensitivity analysis of nonlinear models. Reliability Engineering & System Safety, 52(1), 1–17. DOI: 10.1016/0951-8320(96)00002-6
Sobol', I. M. (2001). Global sensitivity indices for nonlinear mathematical models and their Monte Carlo estimates. Mathematics and Computers in Simulation, 55(1–3), 271–280. DOI: 10.1016/s0378-4754(00)00270-6