Yöntemler · Verimlilik
DEA (Veri Zarflama Analizi / Data Envelopment Analysis)
DEA, aynı türden birden çok birimi girdilerini çıktılarına dönüştürme başarısına göre karşılaştıran bir benchmarking yöntemidir. Her birime 0 ile 1 arasında bir verimlilik skoru verir; bir tercih sıralaması yöntemi değildir.
Temel yöntemin veri türü: Kesin (Classical)
Yöntem Nedir?
DEA, "hangisi en iyi" sorusuna değil, "hangisi elindeki kaynaklarla mümkün olanın sınırında" sorusuna cevap verir. Şubeler, hastaneler, üniversiteler, çiftlikler gibi birbirine benzer birimler (karar verme birimi, DMU) birden çok girdiyi (personel, bütçe, arazi) birden çok çıktıya (işlem hacmi, tedavi sayısı, ürün miktarı) dönüştürür. DEA bu dönüşümün göreli verimliliğini ölçer. Çıktısı, her birim için bir verimlilik skoru (theta) ve birimin etkin sınırda olup olmadığı bilgisidir. TOPSIS ya da AHP gibi bir "en iyi seçenek" ya da "önem ağırlığı" üretmez. Yöntemi Charnes, Cooper ve Rhodes 1978'de önermiştir (CCR modeli). DEA, bankacılık, sağlık, eğitim, tarım gibi çok girdili çok çıktılı hizmet üretiminin karşılaştırıldığı hemen her alanda kullanılır.
Yöntemin Felsefesi
DEA'nın arkasındaki fikir şudur: hayali bir ideal kurmak değil, gerçekten var olan en iyi performanslı birimlerden bir sınır (zarf, envelope) örmek. Karşılaştırılan birimler arasında, aynı girdiyle daha fazla çıktı üreten ya da aynı çıktıyı daha az girdiyle üreten hiçbir birim yoksa, o birim bu sınırın üzerindedir. Yani etkindir. Sınırın altında kalan her birim için DEA somut bir cevap kurar: bu birimin gerçekte var olan hangi emsalleri (peers), hangi kombinasyonda, aynı çıktıyı daha az girdiyle üretebilirdi?
Bu fikrin bir felsefi sonucu vardır: DEA bir tercih ya da önem ağırlıklandırması değildir, bir benchmarking aracıdır. Her birim için ağırlıklar, yani girdi/çıktı çarpanları, dışarıdan alınmaz. Yöntem her birim için ayrı ayrı, o birimi mümkün olduğunca avantajlı gösterecek ağırlıkları kendisi arar. Tek kısıt şudur: bu ağırlıklarla hiçbir birim yüzde yüzü aşamaz. Yani her birim kendi lehine en iyi senaryoyu dener, ama dürüst kalmak zorundadır. Sonuç "iyi/kötü" değil "sınırda/sınırın altında" bir ayrımdır; sınırdaki birimler arasında DEA kendiliğinden bir üstünlük sıralaması yapmaz.
Yöntem Nasıl Çalışır?
Yöntem dört adımda ilerler.
Birinci adım, girdi/çıktı ayrımı. Yöntem her ölçütü ya girdi (kullanılan kaynak: personel, bütçe, arazi; bu grupta azı iyidir) ya da çıktı (üretilen sonuç: işlem hacmi, tedavi sayısı; bu grupta çoğu iyidir) olarak sınıflandırır. Bunu, TOPSIS'teki "yön" (çoğu iyi / azı iyi) etiketiyle karıştırmamak gerekir. DEA'da önce bir ölçütün kaynak mı sonuç mu olduğuna bakılır. Sonra kaynak ölçütleri otomatik olarak "azı iyi", sonuç ölçütleri "çoğu iyi" sayılır.
İkinci adım, her birim için ayrı bir optimizasyon. DEA, incelenen her birim için ayrı bir doğrusal programlama problemi çözer. Bu problemde, o birimin verimlilik skorunu en yüksek gösterecek girdi/çıktı çarpanlarını arar; bunlar içsel, birime özgü ağırlıklardır. Tek kısıt şudur: aynı çarpanlarla hiçbir birimin skoru 1'i, yani yüzde yüz verimliliği, aşamaz. Bu, DEA'yı AHP, Entropy gibi yöntemlerden ayıran temel farktır. O yöntemlerde ağırlıklar dışarıdan, tek bir set olarak gelir; DEA'da ise her birim kendi ağırlığını üretir. Aynı kısıt herkese uygulandığı için kimse bu ağırlıklarla "hile yapmış" sayılmaz.
Üçüncü adım, etkin sınırın belirlenmesi. Skoru (theta) 1 çıkan birimler etkin sınırdadır. Hiçbir ağırlıklandırma bu birimleri daha "verimli" gösteremez. Theta 1'in altındaki birimler ise etkin değildir; bu skor, aynı çıktı için girdilerin teorik olarak ne kadarına ihtiyaç olduğunu, yani radyal azaltım oranını, gösterir.
Dördüncü adım, referans kümesi ve hedefler. Etkin olmayan her birim için DEA şunu hesaplar: hangi etkin birimlerin, yani referans veya emsal kümesinin, hangi kombinasyonda (peer ağırlıkları) o birimin ulaşabileceği hedef performansı oluşturduğu. Radyal azaltımla kapanmayan fazlalıkları (slack) da ayrıca raporlar. Birimler theta'ya göre büyükten küçüğe sıralanabilir, ama bu bir tercih sıralaması değil bir verimlilik sıralamasıdır. Sınırdaki birimler (theta=1) DEA açısından eşit derecede etkindir; DEA aralarında ayrım yapmaz.
Adımların doğrusal programlama modeli, ara tablolar ve atıf biçimleri DecisionMind'daki yöntem sayfasında verilir. Bu kart formül taşımaz.
Çıktı Nasıl Yorumlanır?
Theta skorunun 1 olması "mükemmel" anlamına gelmez. Bunun anlamı şudur: bu birim kümesinde ve bu girdi/çıktı tanımıyla hiçbir ağırlıklandırma bu birimi daha verimli gösteremedi. Bu sabit bir gerçek değildir, kümeye bağlı bir sonuçtur. Kümeye yeni, çok verimli bir birim eklendiğinde, önceden etkin (theta=1) olan bir birim etkinliğini kaybedebilir. Çünkü yeni birim eski birimler için ek bir kısıt getirir; skorlar yalnız düşebilir, hiçbir zaman yükselmez. Theta'nın 1'in altında olması, örneğin 0,833, şu anlama gelir: bu birim, referans kümesindeki emsallerine göre aynı çıktıyı yaklaşık yüzde 83'lük bir girdiyle üretebilirdi. Kalan fark, o birimin potansiyel tasarrufunu gösterir.
Bu skor birkaç şey DEĞİLDİR. Bir kalite ya da başarı yüzdesi değildir; küçük ölçekli ya da tek ürünlü bir birim, sırf karşılaştırma kümesindeki çeşitlilik azlığından "etkin" çıkabilir. Farklı DEA çalışmaları arasında karşılaştırılabilir bir sayı da değildir; çünkü farklı çalışmalar farklı birim kümeleri ve farklı girdi/çıktı tanımları kullanır. Son olarak, theta=1 olan birden fazla birim arasında "hangisi daha iyi" sorusuna cevap veren bir ayrım aracı da değildir.
Bu yüzden:
"A2 en başarılı/en iyi yönetilen şubedir"
yerine:
"A2, bu üç şube ve bu girdi-çıktı tanımıyla etkin sınırdadır (θ=1); diğer şubeler aynı çıktıyı daha az girdiyle üretebilseydi bu skora ulaşırlardı"
biçiminde yazmak doğrudur.
Veri Türü ve Girdiler
DEA kesin (crisp), negatif olmayan sayısal veriyle çalışır; boş hücre olmamalıdır. Verinizde şunlar bulunmalıdır: satırlarda birimler (DMU), sütunlarda ölçütler, her ölçüt için net bir girdi/çıktı sınıflandırması ve aynı bağlamda ya da sektörde karşılaştırılabilir birimler. Bir ölçüt hem girdi hem çıktı olamaz. DEA ağırlık istemez. Kullanıcıdan önem ağırlığı almaz; her birim için ayrı ayrı, o birimi en avantajlı gösterecek girdi/çıktı çarpanlarını kendisi üretir. Dışarıdan sabit bir ağırlık seti vermek yöntemin mantığına aykırıdır. DecisionMind, temel CCR modeliyle birlikte on bir DEA üyesi sunar: ölçeğe göre değişken getiri modeli, süper-etkinlik, çapraz-etkinlik, aralık-tabanlı ölçüm, ağ ve dinamik-ağ modelleri, istenmeyen çıktılı çevresel model gibi. Hangisinin uygun olduğu, birimlerin ölçek yapısına (aynı büyüklükte mi, çok farklı mı) ve çıktı türüne (istenmeyen ya da olumsuz çıktı var mı) bağlıdır. En az iki birim ve iki ölçüt, yani bir girdi bir çıktı, gerekir. Ölçüt sayısı üç ile on iki arası rahat çalışır. Birim sayısı, girdi ve çıktı sayısının toplamına göre çok azsa, örneğin üç birime beş ölçüt gibi, ayrım gücü kaybolur ve neredeyse her birim etkin çıkar. Bu bir veri yeterliliği sorunudur, yöntemin hatası değildir.
Ne Zaman Kullanılır, Ne Zaman Kullanılmaz?
Aynı türden, birden çok girdi ve çıktıya sahip, karşılaştırılabilir birimleriniz varsa ve soru "hangisi göreli olarak daha verimli" ise DEA uygun bir seçimdir. Tipik alanları şube ve banka verimliliği, hastane ve klinik performansı, üniversite ve okul verimliliği, tarımsal işletme ve tedarik zinciri benchmarkingidir.
DEA'nın kullanılmaması gereken durum, amacın verimlilik değil tercih olduğu zamandır. "Hangisini seçelim" sorusu sübjektif önem ağırlıklarıyla cevaplanacaksa DEA yanlış araçtır; çünkü DEA ağırlık almaz ve tercih ifade etmez. Birimler çok farklı ölçekteyse, örneğin büyük hastane ile küçük klinik, sabit ölçeğe göre getiri varsayan temel model yanıltıcı olabilir. Bu durumda ölçeğe göre değişken getiri modeli gerekir. Birim sayısı ölçüt sayısına göre çok azsa sonuç güvenilmez olur.
Aynı türden birimler, girdi/çıktı ayrımı net, amaç göreli verimlilik → DEA
Amaç tercih sıralaması, sübjektif ağırlıklarla seçim → TOPSIS, VIKOR gibi sıralama yöntemleri
Birimler çok farklı ölçekte (küçük/büyük karışık) → DEA'nın ölçeğe göre değişken getiri (BCC) üyesi
Birim sayısı, girdi+çıktı toplamına göre çok azsa → sonuç güvenilmez; önce veri/ölçüt sayısı gözden geçirilmeli
Ağırlık üretmek ya da almak değil, kaynak-sonuç etkinliği ölçmek gerekiyorsa → DEA
Güçlü Yanları
DEA'nın en önemli üstünlüğü, birden fazla girdi ve çıktıyı aynı anda, dışarıdan sübjektif bir ağırlık almadan tek bir skora indirgemesidir. Bu, analistin kendi önyargısını ağırlıklara taşıma riskini ortadan kaldırır. Yöntem, her etkin olmayan birim için somut, eyleme dönüştürülebilir bir hedef verir: hangi emsallerin, hangi kombinasyonda taklit edilmesi gerektiğini gösterir. Ölçüm birimlerinden bağımsızdır ve üretim ilişkisinin önceden bilinen bir fonksiyonel biçimini, örneğin doğrusal ya da üstel, varsaymaz. Sınırı doğrudan verideki en iyi gözlenmiş performanslardan kurar.
Zayıf Yanları
Sınırlılıkları da aynı esneklikten doğar. Birincisi, her birim kendi ağırlığını seçtiği için, ölçüt sayısına göre birim sayısı azsa neredeyse her birim kendini avantajlı gösterecek bir ağırlık kombinasyonu bulabilir. Bu durumda birim etkin çıkar ve ayrım gücü kaybolur (Dyson ve ark., 2001). İkincisi, temel CCR modeli sabit ölçeğe göre getiri varsayar. Çok farklı büyüklükteki birimler karıştırılırsa model yanıltıcı sonuç verir. Bu sorunu, Banker, Charnes ve Cooper'ın (1984) geliştirdiği değişken ölçekli (BCC) model çözer; ama bu farklı bir model seçimi gerektirir. Üçüncüsü, uç (outlier) bir birim tek başına sınırı belirleyebilir ve diğer tüm birimlerin skorunu etkiler. Dördüncüsü, DEA deterministiktir; ölçüm hatası ya da gürültü için istatistiksel bir hata terimi yoktur, bir veri hatası doğrudan skor hatasına dönüşür (Cook ve Seiford, 2009). Beşincisi, yalnız göreli (kümeye bağlı) verimlilik ölçer; mutlak ya da teorik azami verimliliği bilmez.
Sık Yapılan Hatalar
En yaygın hata, girdi ile çıktıyı karıştırmaktır. Bir maliyet ölçütünü çıktı gibi maksimize etmeye çalışmak sonucu anlamsızlaştırır. İkinci hata, ölçütlere ilişkin önem ağırlıklarını, örneğin bir başka yöntemden gelen 0,40/0,35/0,25 gibi bir seti, DEA'ya dışarıdan vermeye çalışmaktır. DEA ağırlık almaz; ağırlıkları doğrusal programlama her birim için ayrı ayrı kendisi üretir. Üçüncü hata, çok az birimle çok fazla girdi/çıktı kullanmaktır; bu durumda ayrım gücü sıfırlanır ve hemen herkes etkin çıkar. Dördüncü hata, çok farklı büyüklük ya da bağlamdaki birimleri, küçük klinik ile büyük hastane gibi, sabit ölçekli temel modelle karşılaştırmaktır. Beşinci hata, theta=1 olan bir birimi "en iyi" ilan edip sınırdaki diğer eş-etkin birimleri göz ardı etmektir. Bu hatanın bir parçası da skoru sabit bir gerçek gibi sunmak ve kümeye yeni birim eklendiğinde değişebileceğini söylememektir.
Temel ilke şudur:
DEA skoru, birimin şu an karşılaştırıldığı emsaller kümesine göre göreli bir verimlilik derecesidir; kümeye yeni bir birim girip çıktıkça skor da değişir ve theta=1 "mükemmel" değil "bu kümede şimdilik aşılamamış" demektir.
Vakalar
Her vaka bir karar tablosuyla başlar, yöntemin bu tabloya ne yaptığını kelimeyle anlatır ve sonucun nasıl okunacağını gösterir. Birinci vaka DecisionMind'ın doğrulama örneğidir; sayılar öğreticidir. Diğer vakalar öğretici kurgudur.
1. Bankacılık: Üç şube arasında verimlilik karşılaştırması
Bir banka, üç şubesinin (A1, A2, A3) göreli verimliliğini karşılaştıracaktır. Banka bir girdi (şube işletme gideri, azı iyi) ve iki çıktı (işlem hacmi ve müşteri memnuniyeti puanı, ikisi de çoğu iyi) belirlemiştir. DEA ağırlık istemez; her şube için hangi çıktı-girdi oranının en avantajlı olduğunu yöntem kendisi bulur.
| Şube | İşlem hacmi (çıktı) | Memnuniyet puanı (çıktı) | İşletme gideri (girdi) |
|---|---|---|---|
| A1 | 3 | 5 | 4 |
| A2 | 5 | 3 | 2 |
| A3 | 4 | 4 | 3 |
| Girdi/Çıktı | Çıktı | Çıktı | Girdi |
(DEA'da "Ağırlık" satırı yoktur: yöntem, her şube için o şubeyi en avantajlı gösterecek çıktı/girdi çarpanlarını kendi içinde, ayrı ayrı hesaplar; dışarıdan sabit bir önem ağırlığı almaz.)
Yöntem her şube için ayrı bir optimizasyon çözer: o şubeyi en verimli gösterecek çarpanları arar, ama bu çarpanlarla hiçbir şube yüzde yüzü aşamaz. A2, aynı çarpanlarla hiçbir şekilde "daha verimli" gösterilemeyen tek şube olduğu için etkin sınırdadır.
| Şube | Verimlilik skoru (θ) |
|---|---|
| A2 | 1,000 |
| A3 | 0,889 |
| A1 | 0,833 |
Sonuç şöyle okunur: A2 etkin sınırdadır; en yüksek işlem hacmini en düşük giderle sağlamıştır. A3, aynı emsale (A2) göre kaynaklarının yaklaşık yüzde 89'unu kullanmış olsaydı aynı çıktıyı üretebilirdi; A1 için bu oran yaklaşık yüzde 83'tür. Bu, A1 ve A3'ün "kötü yönetildiği" anlamına gelmez; yalnızca bu üç şube ve bu girdi-çıktı tanımıyla, A2'nin gösterdiği kaynak-çıktı oranına ulaşamadıkları anlamına gelir.
Bankanın tereddüdü şudur: kümeye dördüncü, çok düşük giderle çok yüksek çıktı üreten yeni bir şube eklense ne olur? Bu senaryo Python ile aynı doğrusal programlama modeli kullanılarak yeniden çözülmüştür. Sonuç, dördüncü şube eklendiğinde A2'nin skorunun 1,000'den 0,500'e düştüğünü doğrular. Bunun nedeni şudur: yeni şube, A2'nin daha önce ulaşamadığı bir çıktı-girdi oranı sergiler; bu yüzden A2 artık etkin sınırda değildir. Bu örnek, DEA'da etkinliğin kümeye bağlı olduğunu gösterir. Yeni bir birim girdiğinde, daha önce etkin olan bir birim bile sınırın altına düşebilir.
Raporda: "Mevcut üç şube arasında A2 etkin sınırdadır (θ=1,000); A3 (0,889) ve A1 (0,833) aynı çıktıyı daha az girdiyle üretebilselerdi bu skora ulaşırlardı. Bu sıralama, karşılaştırılan şube kümesine bağlıdır; kümeye yeni bir şube eklenmesi A2'nin etkinlik durumunu değiştirebilir."
Kaynak: Bu, DecisionMind'ın DEA (CCR) motorunun doğrulama örneğidir; sayılar Charnes, Cooper ve Rhodes'un (1978) tanıttığı klasik CCR formülasyonuna dayanır ama kitabın kendi sayfasından alınmış bir tablo değildir. Bu, öğretici bir örnektir.
2. Sağlık: İl sağlık müdürlüğünün hastane verimliliği karşılaştırması
Bir il sağlık müdürlüğü, üç devlet hastanesinin verimliliğini karşılaştıracaktır. Müdürlük iki girdi (yatak sayısı ve yıllık personel gideri) ve iki çıktı (tedavi edilen hasta sayısı ve hasta memnuniyeti puanı) belirlemiştir.
Yöntem her hastane için, o hastaneyi en avantajlı gösterecek çarpanları bulur. Diyelim ki sonuçta en fazla yatağa sahip büyük hastane etkin çıkmadı; orta ölçekli bir hastane etkin sınırda çıktı. Bunun nedeni, bu hastanenin kaynaklarını orantılı olarak daha az kullanıp benzer sayıda hasta tedavi etmesidir.
Müdürlüğün tereddüdü şudur: büyük hastane ile küçük bir ilçe hastanesini aynı sabit ölçekli modelle karşılaştırmak adil mi? Ölçek farkı büyükse, örneğin biri diğerinin on katı yatak kapasitesine sahipse, temel CCR modeli büyük hastaneyi haksız yere dezavantajlı gösterebilir. Bu durumda ölçeğe göre değişken getiri varsayan DEA üyesi tercih edilmelidir. Müdürlük bunu yapmadan "büyük hastane verimsiz" sonucunu ilan ederse, ölçek farkını görmezden gelmiş olur.
Raporda: "Mevcut karşılaştırmada orta ölçekli hastane etkin sınırdadır; ancak hastaneler arası büyük ölçek farkı nedeniyle sonuç, ölçeğe göre değişken getiri varsayan modelle yeniden kontrol edilmelidir."
3. Tarım: Kooperatifin çiftlik verimliliği değerlendirmesi
Bir tarım kooperatifi, beş üye çiftliğin verimliliğini karşılaştırıp destek dağıtımını buna göre önceliklendirecektir. Kooperatif iki girdi (arazi büyüklüğü ve gübre-ilaç gideri) ve bir çıktı (yıllık ürün miktarı) belirlemiştir.
Yöntem her çiftlik için ayrı bir optimizasyon çözer. Diyelim ki en küçük arazili çiftlik en yüksek verim oranına ulaştığı için etkin sınırda çıkar. En büyük arazili çiftlik ise düşük skor alır, çünkü orantılı olarak daha az ürün üretmiştir.
Kooperatifin tereddüdü şudur: kuraklık ya da zararlı gibi çiftlik dışı bir faktör bir yılın verimini düşürmüşse, bu DEA'nın "verimsizlik" olarak okuduğu farktan ne kadarını açıklar? DEA deterministiktir; ölçüm ya da dış şok kaynaklı gürültüyü ayırt edemez. Bir kötü hava koşulu yılı, gerçekte iyi yönetilen bir çiftliği de düşük skorlu gösterebilir. Kooperatif, tek yıllık veriyle destek kesmeden önce birkaç yılın ortalamasına bakmalıdır.
Raporda: "Bu yılın verilerine göre üç çiftlik etkin sınırın altındadır; ancak tek yıllık veri dış koşullardan (kuraklık, zararlı) etkilenmiş olabileceğinden, destek kararı çok yıllık ortalamayla teyit edilmeden verilmemelidir."
4. Yapılmaması Gereken
Birinci yanlış, bankacılık örneğindeki işletme giderini girdi değil çıktı gibi ele almaktır. Bu durumda en çok harcayan şube "en verimli" görünür ve sonuç anlamsızlaşır. İkinci yanlış, örnekte görünen 0,40/0,35/0,25 gibi bir ağırlık setini, başka bir yöntemden alınmış olsun ya da olmasın, DEA'ya "önem ağırlığı" olarak vermeye çalışmaktır. DEA böyle bir girdi kabul etmez; ağırlıkları her şube için ayrı ayrı kendisi üretir. Üçüncü yanlış, A2'nin 1,000 skorunu "A2 en başarılı şubedir, diğerleri kötü yönetiliyor" diye raporlamaktır. Bu raporlama, skorun yalnız bu üç şube ve bu girdi-çıktı tanımıyla geçerli olduğunu belirtmez. Skor, dördüncü bir şube eklendiğinde değişebilecek göreli bir sonuçtur.
Uzantılar: farklı veri türleri için
DEA yönteminin kütüphanede 10 uzantısı var. Aynı karar mantığı, farklı veri türü: veriniz kesin sayı değilse ilgili veri türü kartını okuyun, sonra o türdeki üyeyi açın.
Kesin (Classical)9
- DEA-BCC - Data Envelopment Analysis (BCC / VRS model)Akademi kartı →
- DEA Cross-Efficiency - peer appraisal using cross-evaluation matrixAkademi kartı →
- DEA-DYNAMIC-NETWORK - Dynamic-Network DEA with Carryovers and Bad OutputsAkademi kartı →
- DEA-ENV - Environmental DEA with Undesirable Outputs (EEI model)Akademi kartı →
- DEA-NETWORK - Two-Stage Network DEA with Undesirable OutputsAkademi kartı →
- DEA-NETWORK-SBM - Network Slacks-Based Measure DEA with Window AnalysisAkademi kartı →
- DEA-RAM - Range-Adjusted Measure of InefficiencyAkademi kartı →
- DEA-SBM - Slack-Based Measure Data Envelopment AnalysisAkademi kartı →
- DEA-SUPEREFF - Super-Efficiency Data Envelopment AnalysisAkademi kartı →
Kaynaklar
Doğrusal programlama modeli, ara tablolar ve atıf biçimleri için DecisionMind yöntem sayfası: decisionmind.app/library/dea
Charnes, A., Cooper, W. W., & Rhodes, E. (1978). Measuring the efficiency of decision making units. European Journal of Operational Research, 2(6), 429–444. DOI: 10.1016/0377-2217(78)90138-8
Banker, R. D., Charnes, A., & Cooper, W. W. (1984). Some models for estimating technical and scale inefficiencies in data envelopment analysis. Management Science, 30(9), 1078–1092. DOI: 10.1287/mnsc.30.9.1078
Dyson, R. G., Allen, R., Camanho, A. S., Podinovski, V. V., Sarrico, C. S., & Shale, E. A. (2001). Pitfalls and protocols in DEA. European Journal of Operational Research, 132(2), 245–259. DOI: 10.1016/S0377-2217(00)00149-1
Cook, W. D., & Seiford, L. M. (2009). Data envelopment analysis (DEA) – Thirty years on. European Journal of Operational Research, 192(1), 1–17. DOI: 10.1016/j.ejor.2008.01.032